11 Kasım 2009 Çarşamba

adlandıramıyorum.

Lorem ipsum vim ut utroque mandamus intellegebat, ut eam omittam ancillae sadipscing, per et eius soluta veritus. Evet bu cümle ile karşılaştım daha girer girmez. Şeytan çarpması filmini hatırlattı bana ürküverdim birden.( exorcism of emily rose aslında ama çok uzun, şeytan çarpması diye kısaltmak istiyorum) Google translator'a danışmak için çabucak yeni sekme açtım. Fakat hüsranla sonuçlandı dili algılayamadı. Bilmiyorum, ben de anlamadım zaten. Hala biraz ürküyorum.
İşin ehli birkaç dosta sorar öğrenirim. Birtür prosedür olmalı. Prosedür deyince aklıma geldi, bugün prosedür icabı parmak izimi aldılar. Evet ülkemiz, kahraman Türk polisimiz bir veritabanı oluşturacakmış böylece yurtdışına gitmek isteyen tüm vatandaşların (kadın erkek genç yaşlı küçük büyük ihtiyar kızlar delikanlılar pek sevimli çocuklar dahil) seri katil gözüyle bakıldığı bir odada bilgisayarlı bir tür saçmalıklar silsilesi eşliğinde parmak izi alınıyor. Ben de bu kervana katıldım. Yoksa yurtdışına gidemezmişiz. Vah vah. Daha sonra odadaki bilinçli vatandaşımız kolonyalı mendil istedi, '' Ben herkesin pis elinin değdiği yere parmaklarımı koyuyorum lütfen kolonyalı mendil temin ediniz ya da pürel veriniz'' diye çığırdı. Domuz gribi korkusu da aldı başını gidiyor oysaki bildiğin zatürre ulen bu.Neyse. Memur beyler ve hanımlar güldüler, bilimsel bir yaklaşım ile ''bu makina kendi kendini temizliyor'' dediler. Bu bana pek inandırıcı gelmese de, sahte bir gülümseme ile yetindim. Çok garip şeyler oluyor ülkemizde. Adlandıramıyorum işte.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder